Metakognitif Terapi Nedir? Ana Hedefleri Nelerdir?

Adrian Wells tarafından oluşturulmuş bir bilişsel davranışçı terapi metodu olan metakognitif terapi günümüzün en güncel tedavi yaklaşımlarından bir tanesidir. Metakognitif kelimesi Türkçede üst biliş anlamına gelir. Bu tedavi yaklaşımı, insanda ruhsal bozukluklara yol açan yanlış düşünme biçimlerine odaklanır. Durumlara karşı geliştirdiğimiz düşüncelere nasıl cevap oluşturduğumuz önemlidir.

Metakognitif Terapide Ana Hedefler

Bu terapi biçimi, bireyin düşünme sürecine odaklı olduğu için bilişsel davranışçı terapiden ayrılır.

Metakognitif terapinin ana hedefleri şu şekildedir:

  • Ruhsal bozukluklara sebep olan ve bu bozuklukların sürdürülmesinde rol oynayan üst bilişsel süreçlere odaklanmak

  • Kişinin iyileşmesine engel olan yanlış inanışlarını değiştirmek

  • Metakognitif farkındalık oluşturmak

  • Bireyin kendi oluşturduğu düşüncelerine tepki verme şeklini iyileştirmek

  • Düşünme tarzını yeniden yapılandırmak

Negatif İçsel Tetikleyiciler Nelerdir?

  • Ya Hep Ya Hiç (Siyah-Beyaz Düşünme Biçimi)

Kişinin düşünceleri iki uç noktadadır. Gri alan yoktur. Bu düşünme biçiminde, olaylar kişinin istediği gibi olmalı ya da hiç olmamalıdır. Gerçekleşen olay kişinin beklentilerini karşılamadığı anda olumsuz yargılamalar başlar. “İş yerinde en iyisi ben değilsem başarısızım.” ya da “Herkes benim hakkımda olumlu düşünmeli, yoksa bu kusurlu olduğum anlamına gelir.”

  • Aşırı Genelleme

Yalnızca bir ya da birden fazla olaydan yola çıkarak kişinin kendisi hakkında çıkarımlarda bulunmasıdır. İşinde aksilik çıkan birinin “Hiçbir işim yolunda gitmiyor.” demesi veya sınavı istediği gibi geçmeyen öğrencinin “Zaten zeki bir öğrenci hiçbir zaman olmadım ki…” şeklinde olumsuz düşünmesidir.

  • Dürbün Bakışı (Pozitifi Küçültme, Negatifi Büyütme)

Kişinin hayatında meydana gelen güzel olayları görmezden gelmesi, gerçekleşmelerine bahane bulması ancak başına gelen tek bir olumsuzlukta bunu genele yayması, hayatının sonu olarak görmesidir. Bu negatif düşünme biçiminde bireyler, hayatta mutlulukların yaşanabileceği gibi sorunların da meydana gelebileceği gerçeğine inanmazlar. “Bölümümden birincilikle mezun oldum ama bu pek önemli bir başarı değil, zaten sınavlar kolaydı.”

  • Katastrofize Etme

Olayların hep en kötü halini hayal etme durumudur. Bireyler, kurguladıkları olumsuz senaryonun gerçekleşeceğinden emindirler. “Eğer bu sınavdan kalırsam, bölümümü asla bitiremeyeceğim ve hayatım boyunca başarısız olacağım.” ya da “Bana selam vermedi, kesin yanlış bir şey yaptım.”

  • Mental Filtre

Filtreleme, negatiflere odaklanıp, pozitif durumları dahi negatife çevirmek demektir. Kişinin dış dünyadaki her bir aksiyonu kendi olumsuz filtresinden geçirmesidir. Başkalarının davranışlarına, söylediklerine mantıklı bir gerekçe göstermeden anlam yüklemektir. Yarısı dolu bir bardağın yalnızca boş kısmını görmektir.  

  • Sonuçlara atlama

Yeterli kanıt olmadan durumları olumsuz bir yargıyla değerlendirmektir. Falcılık ve Akıl Okuma şeklinde iki türü vardır. Bireyin, karşısındaki insanın kendisi hakkında negatif düşündüğü sonucuna varmasına akıl okuma denir. “Bıyık altından gülmesine bakılırsa sunumumu kesin beğenmedi, benimle içten içe dalga geçiyor.”

Falcılık ise gelecekte gerçekleşecek olaylarla ilgili kesin yargılarda bulunmaktır. “İş görüşmesinde elim ayağım birbirine dolaşacak ve işi alamayacağım.”

  • Duygulara inanma

Yanlış inanışlardan dolayı hissedilen duyguların gerçekliğine güvenip kötü olayların meydana geleceğinden emin olma durumudur. “Çok tedirginim, kesin sınavda her şeyi batıracağım.” ya da “Stresliyim, bu yüzden iş görüşmem kesin kötü geçecek.”

  • Etiketleme

Bireyin çoğu zaman tek bir durumdan yola çıkarak kendisine veya başkalarına yakıştırmalarda bulunması yani etiketlemesidir. “Bu sınavdan geçemedim, ben bir aptalım.” veya “Dün attığım maile cevap vermedi, çok sorumsuz biri.” 

05/08/2022