Metakognitif Terapi Nedir?

Metakognitif terapi, daha önce kullanılan BDT’den farklıdır çünkü sosyal ve fiziksel algıyla bağlantılı inançlara veya başkaları ve çevre ile ilgili düşüncelere odaklanmaz. Bunun yerine metakognitif terapi, kişilerin bu düşüncelerine yanıt verme biçimlerini inceler. Gerçekliğe dair hatalı ve işlevsiz düşüncelerin devamlılığına kaynak olan ve bu süreci yöneten üst bilişsel süreçleri ele alır.

Metakognitif inançlar, ruminasyon, negatif bilişsel inançlar ve depresyon arasında tutarlı bir ilişkinin olduğu tespit edilmiştir. Depresyondaki kişilerle yapılan çalışmalarda tedavi için metakognitif terapinin tutarlı bir model olduğu tespit edilmiştir.

Depresyon Tedavisinde Metakognisyon Eğitimi (D-MCT), depresyon tedavisinde yeni bir kavramdır. . Eğitim, grup üyelerinin, depresyona eşlik eden, çoğunlukla otomatik ve bilinçsiz düşünce kalıplarını tanıyıp düzeltmelerine, kısmen de bu depresif düşünce sürecini belirli bir mesafeden izleyerek mümkün kılmayı amaçlıyor. Bu amaçla, yaratıcı ve ilgi çekici stratejileri kullanarak depresif düşünce kalıpları hakkında katılımcıları günlük hayattan pratik ve anlaşılır örneklerle bilgilendirmeye çalışmaktadır. Buna ek olarak, birinin düşünce süreçleri ile işlevsiz başa çıkma stratejileri üzerinde disfonksiyonsel varsayımlar hedeflenir.
İşlevsel olmayan inançlar ve bilişsel yanlılıklar, mevcut bilişsel kuramlara göre depresyonun oluşmasında ve korunmasında önemli bir rol oynamaktadır.

Depresyon tedavisinde metakognisyon eğitimi grup terapisi 8 oturumda gerçekleştirilecektir!!!!

ANA BAŞLIKLAR:

1-DUYGULARIN TANINMASI, KABUL EDİLMESİ

2-DAVRANIŞ

3-ÖZSAYGI

4-HAFIZA/KONSANTRASYON

5-DÜŞÜNME ve ANLAMLANDIRMA (Ruminasyon- Atıf yanlılığı-İçe kapanma)

Eğitimin içeriğinde aşağıdaki düşünce özellikleri hakkında eğitim verilerek katılımcılara düşüncelerini tanıma,kontrol edebilme,düzenleyebilme becerileri kazandırmak amaçlanmaktadır !!!

DÜŞÜNCE ÖZELLİKLERİ

Zihnimiz düşünme işlevini yerine getirirken çeşitli yöntemler kullanır. Bu yöntemler uygun yerde ve zamanda bizim çevreye uyum yapmamızı ve uygun davranmamızı sağlarken bazen de duruma uygun olmayabilirler. Özellikle duygusal yönden sıkıntı yaşadığımız durumlarda zihinsel işleyişimizde aşırılıklar görülür ve duruma uygun olmayan çıkarımlarda bulunma olasılığımız artar. Böyle durumlarda zihnimizin kullandığı bu yöntemler veya değerlendirme biçimleri bize yardımcı olmamaktadır. Otomatik düşünce dediğimiz sorun yaşadığımız anda zihnimizden geçen şeyler de bu tür duruma uygun olmayan düşünce işleyişinin bir ürünüdür. Olumsuz ve sorun yaratan düşünce işleme biçimlerine, bunların temel özelliklerine göre adlar verilmiştir. Düşünce işleyişinde hem normalde hem de sıkıntılı durumlarda görülebilen temel düşünce işleme biçimlerinin adları ve özellikleri aşağıda tanımlanmış ve örneklenmiştir. Sıkıntı yaşadığınız anda aklınızdan geçen düşünceler veya kendi kendinize söylediğiniz şeylerin bu düşünce özelliklerinden hangisi veya hangilerinin ürünü olabileceği açısından inceleyin. Bir düşüncenin birden fazla düşünce işleme özelliği gösterebileceğini unutmayın.

1) Keyfi çıkarsama: Kişinin yaşantılarından o sonucu destekleyen herhangi bir kanıt olmaksızın ya da aksine kanıt olmasına karşın tam ilgisiz veya tam tersi bir sonuç çıkarması. Argoda “kel alaka” denilen şey. Örneğin arkadaşımızın olumlu ve destekleyici sözlerini ilgi yerine acıma belirtisi olarak görme (”bana acıdığı için ilgileniyor”; “benimle ilgilendiğinden değil, işi olduğu için konuşuyor”), ya da ciddiye alınmadığı şeklinde (“beni adam yerine koymadı”) yorumlama.

2) Seçici soyutlama (zihinsel filtreleme): Belli bir ortamın ya da bağlamın genelini yok farz ederek seçtiği bir detayı öne çıkartıp durumun daha belirgin yönlerini göz ardı etmek ve bütün olayı bu ayrıntıyla tanımlamak. Örneğin yaptığı bir konuşma bir çok kişi tarafından beğenilen kişinin konuşmayı dinleyen ancak eleştiren bir arkadaşını sürekli düşünerek kendisini kötü hissetmesi. Yeni tuttuğumuz ve beğendiğimiz evde musluklardan birisinin arıza yapması üzerine evi tutmakla hata yaptığımız sonucuna vararak sürekli bu aksaklığı düşünmek.

3) Hep ya da hiç biçiminde düşünme (siyah beyaz veya ikili düşünme): Her türlü deneyim ve yaşantının iki aşırı uçtan birisi gibi değerlendirilmesi söz konusudur. Bir şey ya tam olmuştur ya da yoktur; bu iki uç arasında yer alan noktalar görülmez. Yaptığı işte ufak bir hatası olan birinin “Eğer mükemmel değilsem başarısızım”, İlişkileri oldukça iyi olan bir arkadaşının işleri geciktiriyorsun demesi üzerine “Beni eleştiriyorsa sevmiyor demektir” diye düşünmek.

4) Geleceği okuma (kehanetçilik): Gelecekte olacak olayları öngörme. Bununla çok benzer olan bir diğer düşünce özelliği Felaketleştirmedir. Felaketleştirme Olması muhtemel diğer sonuçları hesaba katmaksızın geleceği hep olumsuz olarak öngörmedir. Okuduğu bir konuyu anlayamayan bir kişinin “bunu asla öğrenemeyeceğim” diye düşünmesi”. Kendini kötü hisseden birinin “Çok kötüyüm. Hiç düzelmeyeceğim”, Üzerine aldığı bir işi bitiremeyen birinin “İşi yetiştiremedim, beni kovacak”; konuşurken zaman zaman heyecanlanan birinin “heyecandan tek bir kelime bile edemeyeceğim” diye düşünmesi bu düşünce özelliğine örnektir.

5) Duygusal çıkarsama: Tersine kanıtlar olmasına rağmen bunları yok sayarak ya da ihmal ederek sadece öyle hissedildiği için (aslında inanıldığı için) bir şeyin doğru olduğuna inanma. “yaptığım şeyler var ama öyle hissediyorum ki ben başarısız biriyim”

6) Etiketleme: Kişinin kendisine veya diğerlerine genel etiketler yapıştırması: Hata yapan birinin “Ben aptalım”; sınavda kötü not alan birinin kendisini “başarısız” diye nitelemesi, kendisinin bir davranışlını eleştiren bir arkadaşı için “o nankör biri” diye düşünmek.

7) Küçümseme veya büyütme: Bir şeyi olduğundan çok büyük veya çok küçük görme. Bu düşünce hatasında kişi yaptığı işleri küçümser ve değersizleştirirken, hatalarını veya hatalı olarak değerlendirdiği davranışlarını abartır. “Bu yazılıdan 70 aldım, çok kötü bir not (büyütme)”, “70’i herkes alabilir, bu bir başarı değil” “ Okulu bitirdim ama sadece şans eseri.” (küçümseme).

8) Zihin okuma: Diğer kişinin düşüncelerini okuduğumuza inanma.”gelmediğine göre beni beğenmedi”, “aramadı beni çünkü benim önemli olmadığımı düşünüyor”, “beni enayi sanıyor” vb.

9) Aşırı genelleme: Kişinin bir veya birkaç olaya bağlı olarak tüm durumları kapsayan sonuçlar çıkarması. Örneğin arkadaşından ayrılan birisinin “benimle hiç kimse ilgilenmeyecek ve sevmeyecek” sonucuna varması; seni bu konuda haksız buluyorum denilen kişinin “kimse beni desteklemiyor” diye düşünmesi.

10) Kişiselleştirme: Her şeyi kendimizle ilgili görmek. Kişinin kendisiyle ilgili olmayan veya çok az ilgili olan bir olayı kendisiyle bağlantılı görmesi. Çocuğu kötü not alan bir annenin “ben kötü anneyim, onun için bu oldu” sonucuna ulaşması, toplantıya birisi gelmediğinde “ben varım diye gelmedi” diye düşünmek.

11) meli-malı ifadeleri: Kişinin kendisinin veya diğerlerinin nasıl davranması gerektiği konusunda sabit fikirleri olması ve bunların gerçekleşmemesi halinde olacak kötü sonuçları abartması.”Hiç hata yapmamalıyım”, “verdiği sözü tutmalıydı”.