Psikolojik Danışmanlık Birimi

Eklenme Tarihi : 02.02.2015 13:46:34

Üsküdar Üniversitesi Psikolojik Danışmanlık Birimi’nde aşağıdaki alanlarda psikolojik değerlendirme ve psikoterapi hizmetleri verilmektedir:

  • Depresyon
  • Kaygı Bozuklukları
  • Obsesfif Kompulsif Bozukluk
  • Panik Atak
  • Travma Sonrası Stres Bozuklukları
  • Bipolar Bozukluk
  • Fobiler
  • Uyku ve Yeme Bozuklukları
  • Kişilik Bozuklukları
  • Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu
  • Madde Bağımlılığı
  • İletişim Problemleri ve Sosyal Fobi
  • Stres ve Öfke Problemleri
  • İş Hayatına Yönelik Problemler
  • Gebelik Dönemi Sorunları
  • Boşanma Süreci

Gizlilik ilkesine göre; yapılan tüm görüşmeler gizli tutulur. Kişinin bilgisi dışında ve onayı alınmadan, bilgileri hiçbir kişi, birim ya da kurumla paylaşılamaz. Ancak, kişinin veya bir başkasının zarar görmesi ya da hayati tehlike altında olması durumunda kişi ile ilgili bilgiler paylaşılabilir. Bu koşullar altında dahi, başka birisine bilgi vermeden önce kişi ile temasa geçilmeye çalışılır.

******NP Grup Psikiyatri hizmetlerinden indirimli faydalanmak isteyen öğrencilerimizin, Üsküdar Üniversitesi bünyesinde bulunan Psikolojik Danışmanlık Biriminden randevu almaları gerekmektedir. Uzman psikologlarımızın ön görüşmesinden sonra sevk işleminin uygun görmesi halinde, öğrencilerimiz sağladığımız indirimlerden faydalanabilecektir.

 

Acil durumlarda hemen bir uzmanla görüşme ihtiyacı duyduğunuzda NPİSTANBUL Nöropsikiyatri Hastanesi ile iletişime geçebilirsiniz.

Telefon: 02166330633
Ruh Sağlığı Kırmızı Hattı: 0216 6330600

PDB EKİBİ

Doç. Dr. Gökben HIZLI SAYAR – Akademik Birim Danışmanı

Yrd. Doç. Dr. Hüseyin ÜNÜBOL – Akademik Birim Danışmanı

Klin. Psk. Görkem ALTINTAŞ – PDB Koordinatörü

Pınar TURANLI DURMUŞ – Uzman Klinik Psikolog

Nur Hilal BOYRAZOĞLU – Sekreter

PDB Asistanları
Şeyma GÜNAYDIN – Psikolog
Kübra EKŞİ- Psikolog
Beliz GÖNCÜ – Psikolog
Seda TEPE – Psikolog
Aslıhan DEĞERLİ – Psikolog
İrem ÜNAL – Psikolog
Büşra BARIŞ – Psikolog
Zeynep SÜMER- Psikolog
Dilara DEMİR – Psikolog
Kübra Gizem TARHAN – Psikolog
Selman UĞURLU – Psikolog
Funda ÖKSÜZ – Psikolog
Elif BABUR – Psikolog
Diler ÖZYURT- Psikolog
Lebriz CANPOYRAZ GERMEN – Psikolog

Kamber OKYAY – Psikolog

IMG_7495

IMG_7496

IMG_7497

IMG_7499

IMG_7500

IMG_7498

BİREYSEL DANIŞMANLIK

Yanlış İnanış

Yakın arkadaşlarla ya da akrabalarla konuşmak gibi bir sohbet şeklidir.

Psikoterapide Asıl Amaç

Psikoterapide asıl amaç rahatlatmak, neşelendirmek, hak vermek değildir. Beraberce üzülmek ya da kişinin üretemediği çözümü doğrudan bulup empoze etmek değildir. Psikoterapi ortamı, kişinin kendini tanıması ve çözümlerine ulaşabilmede gerekli psikolojik zeminin oluşturulmaya çalışıldığı bir ortaklıktır.

Gerçek Olan

Psikoterapi; bu konuda gereken eğitimi almış bir klinik psikolog/psikiyatr ile “psikiyatrik hastalık/psikolojik temelli” sorunlarının çözümü için kendisine başvuran danışan, hasta, çift, aile ve gruplar arasında gerçekleşen “tedavi amaçlı işbirliği-iletişim” sürecidir. Psikoterapide “belirli bir teori ya da paradigmaya dayanan, planlanmış bir tedavi yaklaşımı” vardır ve psikoterapist bu yaklaşımın eğitimini almış bir uzmandır.

Psikoterapi sorunun niteliğine göre bireysel, çift/evlilik terapisi, aile terapisi, ya da grup terapisi şeklinde uygulanabilir. Çoğu psikoterapi teknikleri yöntem olarak “karşılıklı konuşarak” iletişimi kullanır. Bazı psikoterapi türlerinde de İletişimde araç olarak yazmak, çizim, sanat terapisi, drama (rol yaparak, kurgulanan belli kişiyi/nesneyi canlandırma) yada müzik kullanılabilir.

Çocuk psikiyatrisi alanında örneğin; oyun terapisi, çizim, drama sıklıkla kullanılan tekniklerdir, Tüm psikoterapi tekniklerinin ortak yönü; bir teoriye dayalı ve amaca yönelik olarak yapılandırılmış olmalarıdır. Ve hepsinde amaç; bireyin kendini gözlemleme kapasitesini ve kendine ilişkin farkındalığını artırmak, sorunlarının kaynağında ya da devamında kendi rolünü görmesini ve çözüm için gerekli zihinsel ve davranış değişikliklerini gerçekleştirebilmesini sağlamaktır.

Psikoterapistin vazifesi:

Psikoterapi ortamı biraz da denizciliğe benzer. Hayat denize, kişinin hayatta kapladığını varsaydığı yer gemiye, kişi kaptana, terapist ise kılavuz kaptana benzetilebilir. Kişi kendi hayat gemisini kullanmakla yükümlüdür çünkü kaptan odur ve sorumluluk ona aittir. Ancak gemisini kullandığı alanda başka gemiler ve hayat denizinde fırtınalar, girdaplar ve su altında göremeyeceği çıkıntılar olabilir. Burada devreye kılavuz kaptan yardımı yani terapist girer. Kişinin hayat denizinde gemisini minimum risklerle güvenli denizlere ulaştırmasında kılavuzluk yapar. Özellikle bu yönüyle hayat dümenine yeni geçmiş olan çocuk ve gençlerde uygulanan terapiler tedavide büyük öneme haizdir.

Psikoterapiye gitmenin utanılacak bir şey olmadığı artık tüm dünyada, gelişmiş toplumlarca bilinmektedir. Pek çok başarılı kişinin ardında psikolojik danışmanlar vardır. Kişinin kendindeki eksiklikleri ya da kendisini zorlayan süreçleri bilip hareket etmeyi istemesi son derece akıllıca bir seçimdir. Kendini çözümlemek, çözümlemeyi istemek ve bu kararı alıp, kararın arkasında durmak ilk adımdır.

Terapi Süreci Nasıl İşler?

  • Detaylı bir bilgi alınması için öncelikle psikolog ile danışan arasında güvenin oluşması esastır. Bu ilişki bir seansta da oluşabileceği gibi doğası gereği beklenenden uzun zaman da alabilir.
  • Psikoterapi yalan üzerine inşa edilemez, bu zarar verir. Karşılıklı olarak her iki tarafın da bir diğerine güvenmesi şarttır.
  • Psikolog, danışanın sorun alanlarını kayda geçirir. Gerekli testleri uygulayarak kişilik yapısını da belirledikten sonra uygun psikoterapi yöntemini seçer ve bunu danışanla paylaşır. Terapinin hedefleri ve buna ulaşmak için gereken süre konusunda ortak fikir oluşturulur.
  • Terapilerde önemli olan sürekliliktir. Hiçbir terapi yarım bırakılmamalıdır. Eğer kişi terapist ile anlaşamadığını düşünüyorsa durumu terapisti ile paylaşmalıdır. Danışan çevresiyle kurduğu çatışmalı ilişkileri farkında olmadan terapide yansıtabildiğinden bu bilgi mutlaka terapistiyle paylaşmalıdır.
  • Tüm bunlara rağmen kişi seanslara devam etmek istemiyorsa karşılıklı bir olumsuz etkileşim durumu nedeniyle terapist değiştirme hakkına sahiptir. Burada önemli olan bu duyguyu terapiyi yapan kişi ile paylaşması ve bu konunun seansta konuşulmasıdır. Bu değerlendirmenin ardından seçim hakkı kişinin kendisine bırakılır.
  • Yetişkinler ile yapılan terapilerde özel bilgiler hiçbir şart altında, danışanın izni olmadan aile bireylerine ya da yakınlarına aktarılamaz. Gizlilik ve özele saygı önceliklidir.
  • Terapi seansları 45 dakikadır.
  • Terapi süreci asla yarım bırakılmamalıdır. Terapinin sonlandırılma zamanı terapist ile birlikte kararlaştırılmalı, başlangıçta belirlenen hedefe ulaşılıp ulaşılmadığı etraflıca değerlendirilmelidir.

GRUP DANIŞMANLIĞI

PDB, öğrencilere yönelik GRUP DANIŞMANLIĞI düzenleyecektir. Açılmasını istediğiniz grup önerilerinizi pdb@uskudar.edu.tr adresine gönderebilirsiniz.

Bu duyurumuzun amacı, bu dönem süpervizyon dersinin içeriği ile ilgili hatırlatma ve süpervizyon derslerinize başlamadan önce ders ile ilgili ön hazırlıklarınızı yapmanızı sağlamaktır. Derslerimizde her öğrencinin, en az 1 danışanı takip etmesi zorunludur. Süpervizyon öğrencilerimizin danışanlarına onay formu imzalatmak suretiyle alacakları  video ya da ses kaydı derste hocaları ile birlikte değerlendirilecektir. Süpervizyon öğrencilerinin, dönem sonuna  kadar “danışanın formülasyonu”, en az bir “seansın deşifresi” ve “tedavi planı”nı süpervizyon hocalarına getirmeleri zorunludur. Bu nedenle şimdiden ders başlamadan önce bu koşulları düşünüp, mümkün olduğunca erkenden bir danışanı görmeye çalışmanızı öneriyoruz. Son haftalara doğru herkesin sıkışması ders verimliliğini oldukça düşürmekte, süreyi uzatmaktadır. Bu dönem bu sınırlılıkların önceden paylaşılması ile bunun önüne geçmek istiyoruz.

Ü.Ü. Psikolojik Danışmanlık Birimi bildiğiniz gibi Sosyal Bilimler Enstitüsü İle işbirliği içerisinde çalışarak, Klinik Psikoloji Yüksek Lisans öğrencilerinin eğitim kalitelerini arttırma amacı ile supervizyon dersi alan öğrencilere danışan yönlendirmesi yapmaktadır. PDB;

  • PDB’de 4 tane psikoterapi odası (2 tanesi aynalı), 1 tane grup terapilerinin yapıldığı çok işlevsel aynalı oda [Psikoloji Laboratuvarı]ve bir tane de supervizyon sınıfı olarak tasarlanmış oda bulunmaktadır. *Resimleri ektedir.
  • Öğrencilerin psikoterapi seanslarını kayıt alabilmeleri için 2 tane kameramız bulunmaktadır. Bilgi işlem tarafından öğrencilerin seanslarının depolanması için bir database oluşturulmuştur. Supervizyon dersi hocaları bu kayıtlara PDB’nin Tahtasından Ulaşabilmektedirler.
  • PDB öncelikli olarak danışmanlık hizmeti almak isteyen okul öğrencilerine sorumludur. Bu doğrultuda seanslarının takibi PDB ekibi tarafından yapılmaktadır. Bunun için PDB Seans Özeti Formu kullanılmaktadır. Bu kayıt formuna supervizyon öğrencilerinden seanslarını detaylı bir şekilde yazmaları beklenmektedir. Bu kayıtlar danışanların dosyasına kaldırılmakta ve kilitli dolaplarda saklanmaktadır. Hepinizin bildiği üzere seansların detaylı kayıt edilmesi olası hukuki bir sorun karşısında elimizi kuvvetlendirecektir ve gereklidir.

PDB STAJ BAŞVURUSU

PDB her yıl Güz ve Bahar döneminde asistan öğrenci kabul etmektedir. Asistanlardan staj dönemleri boyunca,

  • Haftanın bir günü PDB’de Sabah 09.00 Akşam 19.00 saatleri arasında bulunması,
  • Danışanların ilk Görüşmeleri ve bazı uygun vakaların psikoterapileri yürütmesi (Uzm. Psk. Görkem Altıntaş, Yrd. Doç. Dr. Hüseyin Ünübol ve Doç. Dr. Gökben Hızlı Sayar’ın süpervizyonları eşliğinde)
  • Sosyal Bilimler Enstitüsü ile ortaklaşa yürütülen çeşitli çalışma ve araştırmalara dâhil olması,
  • PDB’nin işleyişi ile ilgili (video ve Ses kayıtlarının düzenlemesi, ölçek ve anketleri uygulaması, dosyaların takip edilmesi vb. ) süreçlere dâhil olması beklenmektedir.

Devamlılık ve PDB sorumlularıyla uyumlu çalışma ön şarttır. Stajlar Uzm. Psk. Görkem Altıntaş’ın koordinatörlüğünde gerçekleşecektir.
20 haftanın sonunda PDB’ de staj yaptığı ve deneyimleri onaylı bir şekilde kendisine teslim edilecektir.

Klinik Psikoloji Yüksek Lisans Bölümü süpervizyon dersi almaya başlayan öğrenciler http://sks.uskudar.edu.tr/psikolojik-danismanlik-birimi linkinden Psikolojik Danışmanlık Birimi’mimizde  asistan psikolog olarak görev yapmak için başvuruda bulunabilirler.

Stajı başlayan asistan psikolog ilk üç görüşme seansından sonra;

Vaka Formülasyonu

Sanal Tedavi Planı  

Ve her görüşme için Psikoterapi Seans Raporu teslim etmekle yükümlüdür. Yükümlülüklerini yerine getirmeyen stajyer danışmanın stajı Sosyal Bilimler Enstitüsü’ne bildirimi yapılarak sonlandırılır.

Psikolojik Danışmanlık Birimi’nde staj programına kabul edilen öğrenci aşağıdaki yükümlülükleri yerine getirmelidir:

  1. İlk görüşmede danışana Klinik Psikoloji Yüksek Lisans öğrencisi olunduğu ile ilgili bilgilendirilme yapmak
  2. Her seans sonunda Hasta Protokol Kayıt Defteri’ni doldurmak
  3. Seans saatlerine uymak. Aksi bir durum söz konusu olduğunda PDB asistanı Nur Hilal Boyrazoğlu’na (Dâhili: 2884) ve PDB koordinatörü Görkem Altıntaş’a (altintas@uskudar.edu.tr Dâhili:2850) bilgi vermek
  4. Danışan seansa gelmediyse (tedaviyi bırakmışsa) aramak ve nedenleri hakkında konuşmak
  5. Danışana daha fazla fayda sağlayamayacağını veya başka bir sebepten dolayı o kişiyle seanslara devam edilemeyeceği düşünüldüğünde PDB’ye bildirmek
  6. Danışan ile ilgili hiçbir formu PDB dışına çıkarmamak
  7. Danışan ile ilgili bilgileri süpervizyon dersi dışında üçüncü bir şahıs ile paylaşmamak
  8. Seansların sonlandırılması durumunda PDB’ye bilgi vermek
  9. İntihar eğilimi ile ilgili şüphesi olan danışanları PDB’ye bildirmek

Yukarıdaki yükümlülükler yerine getirilmediğinde, PDB tarafından Klinik Süpervizyon dersi kapsamında süpervizörlerle paylaşılacak olan değerlendirme olumsuz olacaktır.

5 ayı kapsayacak olan bir dönemde düzenli olarak görüşmelere devam edecek, sınır ve çerçevelere özen gösterecek öğrenci adaylarımız CV’lerini Uzm. Psk. Görkem Altıntaş’a 31 Ağuston 2017’e kadar mail atmasını özenle belirtiriz. Adaylar çağırılacak ve yüz yüze mülakata alınacaklardır.

İlginize Teşekkür ediyoruz.




*Seans ücreti 60 TL’dir.


Metakognitif terapi, daha önce kullanılan BDT’den farklıdır çünkü sosyal ve fiziksel  algıyla bağlantılı inançlara veya başkaları ve çevre ile ilgili düşüncelere odaklanmaz. Bunun yerine metakognitif terapi, kişilerin bu düşüncelerine yanıt verme biçimlerini inceler. Gerçekliğe dair hatalı ve işlevsiz düşüncelerin devamlılığına kaynak olan ve bu süreci yöneten üst bilişsel süreçleri ele alır.

Metakognitif   inançlar,  ruminasyon,  negatif bilişsel inançlar  ve  depresyon arasında tutarlı bir  ilişkinin  olduğu tespit edilmiştir. Depresyondaki  kişilerle yapılan çalışmalarda  tedavi  için  metakognitif  terapinin  tutarlı bir model olduğu tespit edilmiştir.

Depresyon Tedavisinde Metakognisyon Eğitimi  (D-MCT), depresyon tedavisinde yeni bir kavramdır. . Eğitim, grup üyelerinin, depresyona eşlik eden, çoğunlukla otomatik ve bilinçsiz düşünce kalıplarını tanıyıp düzeltmelerine, kısmen de bu depresif düşünce sürecini belirli bir mesafeden izleyerek mümkün kılmayı amaçlıyor. Bu amaçla, yaratıcı ve ilgi çekici stratejileri kullanarak depresif düşünce kalıpları hakkında katılımcıları günlük hayattan pratik ve anlaşılır örneklerle bilgilendirmeye çalışmaktadır. Buna ek olarak, birinin düşünce süreçleri ile işlevsiz başa çıkma stratejileri üzerinde disfonksiyonsel varsayımlar hedeflenir.
İşlevsel olmayan inançlar ve bilişsel yanlılıklar, mevcut bilişsel kuramlara göre depresyonun oluşmasında ve korunmasında önemli bir rol oynamaktadır.

Depresyon tedavisinde metakognisyon eğitimi grup terapisi 8 oturumda gerçekleştirilecektir!!!!

ANA BAŞLIKLAR:

1-DUYGULARIN TANINMASI, KABUL EDİLMESİ

2-DAVRANIŞ

3-ÖZSAYGI

4-HAFIZA/KONSANTRASYON

5-DÜŞÜNME  ve  ANLAMLANDIRMA (Ruminasyon- Atıf yanlılığı-İçe kapanma)

Eğitimin içeriğinde aşağıdaki düşünce özellikleri hakkında eğitim verilerek katılımcılara düşüncelerini tanıma,kontrol edebilme,düzenleyebilme becerileri kazandırmak amaçlanmaktadır !!!

DÜŞÜNCE ÖZELLİKLERİ

Zihnimiz düşünme işlevini yerine getirirken çeşitli yöntemler kullanır. Bu yöntemler uygun yerde ve zamanda bizim çevreye uyum yapmamızı ve uygun davranmamızı sağlarken bazen de duruma uygun olmayabilirler. Özellikle duygusal yönden sıkıntı yaşadığımız durumlarda zihinsel işleyişimizde aşırılıklar görülür ve duruma uygun olmayan çıkarımlarda bulunma olasılığımız artar. Böyle durumlarda zihnimizin kullandığı bu yöntemler veya değerlendirme biçimleri bize yardımcı olmamaktadır. Otomatik düşünce dediğimiz sorun yaşadığımız anda zihnimizden geçen şeyler de bu tür duruma uygun olmayan düşünce işleyişinin bir ürünüdür. Olumsuz ve sorun yaratan düşünce işleme biçimlerine, bunların temel özelliklerine göre adlar verilmiştir. Düşünce işleyişinde hem normalde hem de sıkıntılı durumlarda görülebilen temel düşünce işleme biçimlerinin adları ve özellikleri aşağıda tanımlanmış ve örneklenmiştir. Sıkıntı yaşadığınız anda aklınızdan geçen düşünceler veya kendi kendinize söylediğiniz şeylerin bu düşünce özelliklerinden hangisi veya hangilerinin ürünü olabileceği açısından inceleyin. Bir düşüncenin birden fazla düşünce işleme özelliği gösterebileceğini unutmayın.

1) Keyfi çıkarsama: Kişinin yaşantılarından o sonucu destekleyen herhangi bir kanıt olmaksızın ya da aksine kanıt olmasına karşın tam ilgisiz veya tam tersi bir sonuç çıkarması. Argoda “kel alaka” denilen şey. Örneğin arkadaşımızın olumlu ve destekleyici sözlerini ilgi yerine acıma belirtisi olarak görme (”bana acıdığı için ilgileniyor”; “benimle ilgilendiğinden değil, işi olduğu için konuşuyor”), ya da ciddiye alınmadığı şeklinde (“beni adam yerine koymadı”) yorumlama.

2) Seçici soyutlama (zihinsel filtreleme): Belli bir ortamın ya da bağlamın genelini yok farz ederek seçtiği bir detayı öne çıkartıp durumun daha belirgin yönlerini göz ardı etmek ve bütün olayı bu ayrıntıyla tanımlamak. Örneğin yaptığı bir konuşma bir çok kişi tarafından beğenilen kişinin konuşmayı dinleyen ancak eleştiren bir arkadaşını sürekli düşünerek kendisini kötü hissetmesi. Yeni tuttuğumuz ve beğendiğimiz evde musluklardan birisinin arıza yapması üzerine evi tutmakla hata yaptığımız sonucuna vararak sürekli bu aksaklığı düşünmek.

3) Hep ya da hiç biçiminde düşünme (siyah beyaz veya ikili düşünme): Her türlü deneyim ve yaşantının iki aşırı uçtan birisi gibi değerlendirilmesi söz konusudur. Bir şey ya tam olmuştur ya da yoktur; bu iki uç arasında yer alan noktalar görülmez. Yaptığı işte ufak bir hatası olan birinin “Eğer mükemmel değilsem başarısızım”, İlişkileri oldukça iyi olan bir arkadaşının işleri geciktiriyorsun demesi üzerine “Beni eleştiriyorsa sevmiyor demektir” diye düşünmek.

4) Geleceği okuma (kehanetçilik): Gelecekte olacak olayları öngörme. Bununla çok benzer olan bir diğer düşünce özelliği Felaketleştirmedir. Felaketleştirme Olması muhtemel diğer sonuçları hesaba katmaksızın geleceği hep olumsuz olarak öngörmedir. Okuduğu bir konuyu anlayamayan bir kişinin “bunu asla öğrenemeyeceğim” diye düşünmesi”. Kendini kötü hisseden birinin “Çok kötüyüm. Hiç düzelmeyeceğim”, Üzerine aldığı bir işi bitiremeyen birinin “İşi yetiştiremedim, beni kovacak”; konuşurken zaman zaman heyecanlanan birinin “heyecandan tek bir kelime bile edemeyeceğim” diye düşünmesi bu düşünce özelliğine örnektir.

5) Duygusal çıkarsama: Tersine kanıtlar olmasına rağmen bunları yok sayarak ya da ihmal ederek sadece öyle hissedildiği için (aslında inanıldığı için) bir şeyin doğru olduğuna inanma. “yaptığım şeyler var ama öyle hissediyorum ki ben başarısız biriyim”

6) Etiketleme: Kişinin kendisine veya diğerlerine genel etiketler yapıştırması: Hata yapan birinin “Ben aptalım”; sınavda kötü not alan birinin kendisini “başarısız” diye nitelemesi, kendisinin bir davranışlını eleştiren bir arkadaşı için “o nankör biri” diye düşünmek.

7) Küçümseme veya büyütme: Bir şeyi olduğundan çok büyük veya çok küçük görme. Bu düşünce hatasında kişi yaptığı işleri küçümser ve değersizleştirirken, hatalarını veya hatalı olarak değerlendirdiği davranışlarını abartır. “Bu yazılıdan 70 aldım, çok kötü bir not (büyütme)”, “70’i herkes alabilir, bu bir başarı değil” “ Okulu bitirdim ama sadece şans eseri.” (küçümseme).

8) Zihin okuma: Diğer kişinin düşüncelerini okuduğumuza inanma.”gelmediğine göre beni beğenmedi”, “aramadı beni çünkü benim önemli olmadığımı düşünüyor”, “beni enayi sanıyor” vb.

9) Aşırı genelleme: Kişinin bir veya birkaç olaya bağlı olarak tüm durumları kapsayan sonuçlar çıkarması. Örneğin arkadaşından ayrılan birisinin “benimle hiç kimse ilgilenmeyecek ve sevmeyecek” sonucuna varması; seni bu konuda haksız buluyorum denilen kişinin “kimse beni desteklemiyor” diye düşünmesi.

10) Kişiselleştirme: Her şeyi kendimizle ilgili görmek. Kişinin kendisiyle ilgili olmayan veya çok az ilgili olan bir olayı kendisiyle bağlantılı görmesi. Çocuğu kötü not alan bir annenin “ben kötü anneyim, onun için bu oldu” sonucuna ulaşması, toplantıya birisi gelmediğinde “ben varım diye gelmedi” diye düşünmek.

11) meli-malı ifadeleri: Kişinin kendisinin veya diğerlerinin nasıl davranması gerektiği konusunda sabit fikirleri olması ve bunların gerçekleşmemesi halinde olacak kötü sonuçları abartması.”Hiç hata yapmamalıyım”, “verdiği sözü tutmalıydı”.